7/ 24 iletişim
0 216 418 60 35
0 532 576 33 75
Basur Hakkında
Venapro FDA National Drug Code: 7518380396

Venapro Basur Hemoroid Seti

 

 Hemoroid (Basur) binlerce yıldan beri insanları en çok uğraştıran rahatsızlıklardan biridir. Normal damar ve dokulardan oluşan yapılardır. Rektum bölgesine kötü kan dolaşımı nedeni ile Basınç artışı ile şişerler, büyürler ve tahriş olurlar. Kanama ve diğer yakınmalara neden olurlar.

Rektum (Kalın bağırsağın son kısmı) ile ilgili hastalıklar içinde en sık görülenidir. Tüm insanların yarısında yaşamlarının bir döneminde hemoroid görülür.

Venapro Sayesinde Ameliyatsız Hemoroid Tedavisi

Venapro'nun holistik araştırmacıları uzun süren araştırmalar ve klinik deneyler neticesinde sonunda hemoroid tedavisinde gerçekten etkili ve uzun süreli etkiler yaratan formule ulaşabilmişlerdir. Venapronun etkili olmasının nedeni yılarca denenmiş olan eski geleneksel tecrübeyi modern tıp kavramı ile bağdaştırmasıdır.


Faydaları :

1. İltihaplanmış dokuyu derhal normale çevirir

2. Zarar görmüş dokunun iyileşmesini hızlandırır.

3. Bağırsak hareketlerini kolaylaştırmak için doğal bir anestetik etki gösterir.

4. Hasas geçiş bölgelerini kayganlaştırır.

5. Rektal bölgeye kan akışını hızlandırır.

6.  Venapro aynı zamanda hastalığın tekrarlamasınıda engeller.

Venaproyu ne kadar süre ile kullanmalıyım?

Venapronun etkisi hastadan hastaya değişmektedir.Venaprodan maksimum etkiyi alabilmek için önerilen dozlarda hiç aksatmadan minimum 3 ay kullanılması gerekmektedir. Venapro sadece geçici bir çözüm değildir. Hasar gören dokuları tamir edici özelliklere sahiptir.

basur hemoroid tedavisi

  Hemoroid nedir?

Hemoroidal doku damar yumağı (anjiyo kavernöz) yapısında olan ve anüsün çıkışında yastıkçık görevi gören bir dokudur. İç ve dış hemoroid olarak ikiye ayrılır. Anüsün ciltten kalınbarsak hücrelerine geçiş bölgesinde dişli çizgi olarak adlandırılan çizginin üst kısmında olanlara iç hemoroid, alt kısmında olanlara dış hemoroid denir.

Hemoroidal dokuda atardamar ve toplardamarlar (arteriyovenöz) arası direkt bağlantılar mevcuttur. Bu yapı sayesinde kalınbarsağın en son kısmındaki sensörlerin uyarısıyla hemoroidal doku içindeki kan miktarı hızlı bir şekilde ayarlanıp istemsiz olarak anüsten sıvı ve gaz çıkışını engelleyen bir yastık mekanizması şeklinde çalışır. Hemoroidal doku bu yönüyle insan yaşamının günlük yaşam kalitesini sağlamakta önemli yere sahiptir.

Hemoroidal doku kalınbarsak duvarına Park ligamanı olarak adlandırılan bağlarla bağlıdır. Kronik kabızlık, ıkınma, gebelik ve uzun süreli ayakta durarak çalışmak gibi nedenler bağların (Park Ligamanı) zarar görmesine, bu dokunun aşağıya doğru sarkmasına, içindeki kan dolaşımının bozulmasına ve doku içinde kan göllenmesine neden olur.

Hemoroidal dokunun sarkması, çoğu kez kalınbarsak dokusunun (mukoza) anüs dışına sarkması olarak tarif edilen mukozal prolapsus ile birliktedir. Anatomik yapısı bozulan, aşağıya doğru sarkma ile kan göllenmesi olan ve büyüyen bu doku hemoroidal hastalığa neden olur. Hemoroidal hastalıkta özellikle kabızlık döneminde sert dışkının çıkışında aşağıya sarkma, kanama ve ağrı sıklıkla görülen yakınmalardır.

Hemoroidal hastalık 4 derecede incelenir. 1. derecede hemoroidal doku büyümüştür. Özellikle sert dışkı sonrasında kanama görülür, fakat sarkma yoktur. 2. derecede büyümüş olan hemoroidal doku kanama ile birlikte özellikle tuvalet sırasında şişer, aşağıya sarkar, tuvalet sonrası kendiliğinden normale döner. 3. evreye gelmiş hemoroidal hastalıkta sarkan hemoroidlerin normal pozisyona gelmesi için elle itilmesi gerekir. 4. evrede ise sarkmış olan hemoroidler elle de normal pozisyona getirilemez ve acil operasyon gerektirir.

Bunların dışında herhangi bir evrede akut tromboz denilen hemoroid dokusu içinde kan göllenmesi sonucu pıhtılaşma meydana gelebilir. Sıklıkla çok ağrılı bir durumdur ve çoğu kez acil operasyon gerekir.

Batı toplumlarındaki insanların yaklaşık %50 si hayatlarının herhangi bir döneminde hemoroidal hastalıkla ilgili yakınma yaşarlar. Hastalığın görülme sıklığı yaşla birlikte artmakta, yakınması olan bu kişilerin yaklaşık %20 sinde girişimsel tedavi gerekmektedir.

Girişimsel tedavi yapılan ya da ilaç tedavisi yapılan hastaların toplamı göz önüne alındığında tedavi maliyeti ve işgücü kaybı ile günümüz modern toplumlarının en önemli sağlık sorunlarından biridir.